Öncelikle İstanbul’da doğmuş büyümüş biri olarak Bursa’ya bu
kadar geç gittiğim için kendime kızgınım.
Özellikle de Cumalıkızık.
Haydi hep birlikte hızlandırılmış bir Bursa turu
yapalım.
Hafta sonu Cumartesi sabah evden çıkıyorsunuz, iki saat
sonra Bursa Güzelyalı İskelesi’nde oluyorsunuz.
Öğleye doğru orada olduğumuzdan hemen Osmangazi’ye geçip
–oradaki tabiriyle Kent Meydanı- hızlıca kahvaltımızı yapıyoruz.
Gezecek çok yer var. Kent Meydanı’nda Osman Gazi’nin
heykelini gördükten sonra yürüyerek Şehreküstü’ye geçiyoruz. Meşhur Ulu Camii
bu semtte yer alıyor.
Bu ismiyle müsemma yapı, I. Beyazıd tarafından yaptırılmış
ve 1399 yılında tamamlanmış. 5 bin metrekare olan camiinin 20 kubbesi bulunuyor.
Yağmurlu havaya rağmen büyük bir kalabalık camiinin içine girmek için sırada
bekliyor. İçeri girdiğimizde bu görkemli yapıyı cam bir kubbenin aydınlattığını
görüyoruz. Kubbenin altında da 18 köşesi olan havuzlu bir şadırvan var. Aslı
korunmaya çalışılsa da içeride yapılmış olan restorasyon çalışmalarının izleri
kendini belli ediyor.
Ulu Camii’yi gezdikten sonra yine yenileme çalışmaları devam
eden hanların içinden geçiyoruz. Hanların içindeki mağazaların birbiriyle uyumu
dikkat çekiyor. Öncelikle Pirinç Han’ı görüyoruz. İçerisinde çayınızı kahvenizi
içerek yorgunluğunuzu atabileceğiniz bu yapının büyük bir avlusu bulunuyor.
Emir Han, Tuz Han, Kubbeli Han gibi birçok han bulunuyor. Bunun yanı sıra
ziyaretçilerin de oldukça dikkatini çeken Bakırcılar Çarşısı, Bedesten
Kuyumcular Çarşısı, Eski Aynalı Çarşı’yı geziyoruz. Bu bölgede Ulu Camii’nin
yanı sıra daha küçük yapılarda başka camiiler de yer alıyor.
Gezerken Bursa’nın olmazsa olmazı kestane şekerini de
elimize alıyoruz, bir yandan şehri inceliyor, bir yandan bu muhteşem lezzetin
tadına varıyoruz. Ne de olsa gezmek için enerjiye ihtiyacımız var. Dilimizde de
sabahtan beri aynı türkü: “Bursa’nın ufak tefek taşları, keman olmuş o yarimin
kaşları.”
Cumalıkızık’a doğru yola koyulmak için Bursa’nın metro hattı
Bursaray’a doğru ilerlerken Şehreküstü Meydanı’da 7. Uluslararası Öğrenci
Buluşması’nın standlarını görüyoruz. Dünyanın 103 ülkesinden öğrencilerin kendi
kültürlerini tanıttığı bu etkinlik renkli anlara sahne oluyor. Öğrenciler yöresel kıyafetlerini giymiş,
kendi lezzetlerini, ülkelerini en iyi şekilde tanıtmaya çalışıyor. Hepsi o
kadar sıcakkanlı ki. Biz de Nijer, Endonezya, Türkmenistan, Kosova, Kırım gibi
birçok ülkenin standlarını geziyoruz.
Dönüş için vaktimiz daralıyor ancak bizim Bursa Kebap ya da
herkesin bildiği adıyla İskender yemeden ayrılmaya hiç niyetimiz yok. Sırf
bunun için Kent Meydanı’na geri dönüyoruz. Aş Fırın’da Bursa Kebap, spesyalleri
olan Aş Fırın Kebap ve ızgara köfte istiyoruz. Tereyağı kokuları arasında
yemeğimizi yiyerek Bursa maceramızı tamamlıyoruz.
Deniz otobüsüne binmek üzere Güzelyalı’ya döndüğümüzde ise
heybemize bir de kestane şekerlerini ekliyoruz.
Yeşillikler içinde Osmanlı’nın izlerini taşıyan güzel
Bursa’yı siz de en yakın zamanda görülecek yerler listenize alın derim.



